• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Mardin 1 °C

Dimitri Mendeleyev Periyodik Cetvel’i nasıl buldu?

Dimitri Mendeleyev Periyodik Cetvel’i nasıl buldu?
Büyük Rus kimyacı Mendeleyev 1869’da, bilinen bütün basit maddeleri, atom ağırlıklarına göre sıralayarak periyodik tablosunu oluşturduğunda, kimyayı arapsaçına dönmüş yapısından kurtaracak adım atılmış oldu.

Ortoli ve Witkowski, “Arşimed’in Hamamı” adlı kitaplarında (YKY,2006), “Kimya aşçılıktır -bütün liseli öğrenciler bunu size söyleyecektir-, iş bittikten sonra da bulaşıkları yıkamak gerekir. Bu yargı, bugünkü kimya için bir parça haksızca da olsa (ne de olsa bugün her laboratuvarda bir bulaşık makinesi bulunur), 19. Yüzyıl ortasındaki kimyayı mükemmel biçimde betimler; o dönemde kimya kitaplarında formülden çok, yemek tarifi vardı. (…)
Sonra bir gün, ücra St. Petersburg Üniversitesi’nden bir genç kimyacının aklına tuhaf bir fikir geldi: 1869’da bilinen bütün basit maddeleri, atom ağırlıklarına göre sıralayarak ve 7’nin katlarında satır başı yaparak düzenlemek.”

Ortoli ve Witkowski’nin bahsettikleri ‘tuhaf fikir’, işimiz gereği her gün elim izin altında olacak şekilde ya da en azından okul hayatımızda, ezberlemek için uydurulan komik tekerlemeleriyle, hepimizin hayatına girmiştir.

Sözünü ettiğimiz tuhaf fikir, ‘periyodik tablo’dur. Hayatımızdaki yeri ne olursa olsun, periyodik tablo, sadece elementlerin belli bir sırada yan yana dizilmesinden ibaret değildir; kimyanın gelişiminde önemli bir aşamayı temsil eder. O halde gelin, kısa bir süre okul yaşamımızın ‘tekerlemeli’ kimya hatıralarını yaşayalım ya da her gün bir çok kişinin işi gereği sık sık başvurduğu bu tablonun geçmişine kısa bir yolculuğa çıkalım; sonuçta da, Mendeleyev’i, bu büyük kimyacıyı analım…


Mendeleyev’in Periyodik Cetveli nasıl bulduğuna ilişkin bir animasyon

  • Mendeleyev’in hayatı 

Dimitri Ivanoviç Mendeleyev, 8 Şubat 1834’te, Tobolsk Sibirva’da, kalabalık bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya gelir. Şanssız bir çocukluk geçirir. Yerel bir ‘gymnasium’da yönetici olan babası Ivan Payloviç Mendeleyev, oğlunun doğduğu yıl kör olunca, ailenin maddi yükü anne Maria Dmitrievna Kornileva’nın sırtına biner. Mendeleyev öğrenimine devam eder ama liseyi bitirdiği yıl, iki felaketi üst üste yaşar; babasını kaybeder ve ailenin geçim kaynağı, annesinin işyeri bir yangında kül olur…

Mendeleyev'in bulduğu periyodik cetvel

Mendeleyev’in bulduğu periyodik cetvel

Tüm bu felaketlere rağmen Mendeleyev, öğrenimine devam eder. 1850’de St. Petersburg Pedagoji Enstitüsü’nde öğrenimine başlar. St. Petersburg’ta bir okula kaydolmak Mendeleyeviçin hiç de kolay olmaz; ancak iyi ki de bu gerçekleşmiştir. Çünkü St. Petersburg’un Rusya’nın bilim yaşamında özel bir yeri vardır. Kenti 17. Yüzyıl’ın sonlarında kuran Büyük Petro, buranın Batılı bir bilim merkezi olmasını istemiştir. Nitekim Mendeleyev’le aynı dönemlerde, ünlü botanikçi Andrey Beketov, fizyolog Ivan Seçenov gibi, St. Petersburg’ta çalışmalarını yürüten ünlü bilim insanları, Büyük Petro’nun düşlerini gerçekleştirmektedirler. Üstelik, parlak gençler de yetişmektedir; bu ünlü hocaların bulunduğu St. Petersburg Üniversitesi’nde o dönemlerde öğrenciliğini devam ettiren Ivan Pavlov örneğin…

  • Cannizzaro’nun atom ağırlığı hakkındaki görüşleri Mendeleyev’e fikir verir

Bu harikulade kenti ve dönemin bilim insanlarını şimdilik bir kenara bırakıp, Mendeleyev’in öyküsüne devam edelim… 1855’te parlak bir dereceyle mezun olan Mendeleyev, bir süre öğretmenlik yapar. Bu arada kimya çalışmalarını da sürdürür. 1856’da St. Petersburg’a geri döner, lisansüstü öğreniminin ardından üniversitede çalışmaya başlar.

1860’ta devlet tarafından, kimyacı Robert Bunsen, fizikçi Gustav Kirchoff gibi önemli bilim insanlarını bünyesinde bulunduran Heidelberg Üniversitesi’ne gönderilir. Almanya’da bulunduğu sırada, 1860’ta Karlsruhe’de düzenlenen Birinci Uluslararası Kimya Kongresi’ne katılır. Burada dönemin önde gelen kimyacılarıyla tanışma, fikir alışverişinde bulunma fırsatım bulur. Bu bilim insanlarının arasında, İtalyan kimyacı Stanislao Cannizzaro (1826-1910) da vardır. Cannizzaro’nun atom ağırlığı konusundaki görüşleri, periyodik tabloya giden yolda Mendeleyev’e önemli katkılar sunacaktır. 1856’da ‘yurda’ dönen Mendeleyev, önce St. Petersburg Teknoloji Enstitüsü’nde profesörlüğe atanır, üç yıl sonra da St. Petersburg Üniversitesi’nde aynı görevi yürütmeye başlar. Ancak Mendeleyev’in bir derdi vardır; öğrencileri için yeterli görebildiği bir kaynak kitap bulunmamaktadır.

  • Mendeleyev Kimyanın İlkeleri kitabını yazar

 

19. yüzyılda bir kimya laboratuvarı

19. yüzyılda bir kimya laboratuvarı

İş başa düşer, Mendeleyev kolları sıvar ve kısa bir sürede ‘Kimyanın ilkeleri’ adlı kitabını yazar. Kitap zamanla klasik bir kimya ders kitabı durumuna gelecek, İngilizce, Fransızca ve Almanca‘ya çevrilecektir. ‘Kimyanın ilkeleri’ kitabı, kuşkusuz pek çok değerli kimyacının yetişmesine katkıda bulunarak, kimyanın gelişimine de yardımcı olmuştur. Ancak, kitabın bizim için asıl önemi, Mendeleyev’i periyodik tabloya götürecek çalışmalarına başlamasına ya da en azından bu konudaki fikirlerini olgunlaştırmasına vesile olmasıdır. Aslında, elementleri, aralarındaki belli özelliklere göre sınıflandırmak fikri, ünlü İngiliz fizikçi ve kimyacı John Dalton’un (1766-1844), atom ağırlığı kavramını ortaya atmasından sonra, pek çok kimyacının ilgisini çekmiş ve bu yönde çalışmalar yapmasına sebep olmuştu. Mendeleyev’in çalışmasının farkı, önceki çalışmaların aksine, sıraladığı elementlerin bazı özelliklerinin periyodik olarak tekrarlandığını görmesi olur. Zaten, tablonun adındaki ‘periyodik’ sözcüğü de buradan gelmektedir.

Mendeleyev’in tablosunda bırakılan bazı boşluklar -başta onun çalışmasına kuşkuyla ya da önyargıyla bakanlar olmak üzere- ilgi çeker. Mendeleyev, bu boşlukların ileride, henüz bulunmamış elementlerle doldurulacağını öngörür. Öngörüsünü bu kadarla da sınırlamaz ve söz konusu ‘yeni’ elementlerin özelliklerinin nasıl olacağı konusunda da ‘tahmin’ yürütür. Mendeleyev’in bıraktığı boşluklardan üçü, yirmi yıl içinde bulununca, üstelik onun tahmin ettiği özelliklere çok yakın özellikler taşıdığı anlaşılınca, periyodik tabloya karşı duyulan kuşkular büyük ölçüde giderilir.

Elementlerin listesi

Elementlerin listesi

Şimdi gelin, kendilerine has üsluplarıyla Ortoli veWitkowski’den dinleyelim:

“O günden sonra Dimitri peygamber gibi görülür, bunda uzun sakalıyla omuzlarına dökülen, yılda bir kez kestirdiği saçlarının da çok payı vardır. Bir gecede tablosu, zamanının onlarca yıl ilerisinde, sezgiye dayanan, bir Şimşek darbesiyle yapılan buluşların ilk örneği olmuştur bile.”

“Kimya arapsaçına dönmüştü, elementler korkunç bir kaos içinde yığılıyordu ki işte, döneme hâkim olan entelektüel akımların uzağında, beş parasız, küçük bir Rus kimyacı en iyi tüy kalemini aldı ve birden tanrı esiniyle yasanın yeni On Emri’ni kötü bir kağıt parçasına çiziktirdi.”

“Tüplerinin arasında yaşayan bu dürüst ve azimli deneyci, kürsülerine kurulmuş büyük kuramcıları matetmiştir. Madde üzerine çalışırken kendi elini ateşe sokmak gerektiğini düşünenlere göre haklı bir intikam…”(Ortoli ve Witkowski, a.g.e.)

Periyodik tablo, gerek zamanında Mendeleyev tarafından, gerekse ondan sonra gelen bilim insanlarınca, geliştirilip yetkinleştirilir. Öte yandan, sadece elementlerin oluşturduğu ‘arapsaçı’nı çözmeye değil; benzer özelliklere sahip elementleri daha kolay anlamak, yeni elementlerin varlığını müjdelemek, hatta daha sonraları nükleer yapıyı anlamak ve kuantum fiziğinin gelişimi gibi alanlarda bilim insanlarına katkıda bulunur.

Ne diyelim; huzur içinde yat Mendeleyev!

 

Glenn T. Seaborg, periyodik tablonun önünde

  • Periyodik tablodaki boşluklar nasıl doldu?

Fransız kimyacı Paul Émile Lecoq de Boisbaudran (1838-1912), 1875’te, Mendeleyev’in Periyodik tablosunda, yukarıdan aşağıya alüminyum ile indiyum arasındaki boşluğu dolduracak galyum elementini keşfedince, Mendeleyev’in çalışmasına kuşku duyanlar, ‘kuşkularından kuşkulanmaya’ başlarlar. Dahası, bu elementin özellikleri, Mendeleyev’in öngördüğü özelliklere oldukça yakındır. Boşlukları doldurmada bir sonraki katkı, 1879’da, Skandiyum’un keşfiyle İsveçli kimyacı Lars Fredrick Nilson (1840-1899) tarafından yapılır. 1886’da Alman kimyacı Clemens Alexander Winkler (1838-1904), galyumun hemen sağındaki boşluğu doldurunca, artık Mendeleyev’den kuşku duyan da kalmaz… Mendeleyev’i haklı çıkaran bu elementlerden birine onun adı neden verilmedi, bilinmez… Neyse ki, bu durum geç de olsa, birilerinin aklına gelecek ve bu ‘ayıp’ örtülecektir: 1955’te California Ü niversitesi’nin Berkeley Laboratuvarları’nda Albert Ghiorso, Bernard G. Harvey, Gregor. R. Ciıoppin, Stanley G. Thompson ve Glenn T. Seabory, elde ettikleri yapay elemente ‘mendelevyum’ adını vererek, periyodik tabloyu oluşturan Mendeleyev’in, bir elementin adıyla da bu tabloya girmesini sağlarlar.

 
Bu haber toplam 956 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Midyat Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 533 652 36 74 - 0544 472 8037